14 comments

  • YA BEN BITMESINI ISTEMIYORUM ÜHÜHÜHU AĞLICAM ARTIK.

    SIZ HARIKA INSANLAR BU DIZIYI BIZIM ICIN TURKCE CEVIREREK BIZE DÜNYALARI VERIYORUSUNUZ ÇOOOKKKK TEŞEKKÜRKER ♡

  • 3. sezonu her hafta sonu çok güzel bir şekilde yayınladığınız için kalpten size teşekkür ediyorum. Siz yayınlamadan önce Skamın norveç versiyonunu izlemek istememiştim çünkü hiç hoşuma gitmemişti sesleri dilleri. Ama fransızca her zaman benim için aşk sevgi ve siyaset dili olmuştur. O yüzden hep seviyorum. Umarım boşluk yaratabilir iseniz kendinize 4. sezonunuda yayınlarsınız hatta 2 ve 1 bile. hahahhahaha.

  • Elliot giderken Lucasın ağlaması diyorum başka da bir şey diyemiyorum bu dizinin en güzel en masum ve sevgisi en gerçek güzel karakteriydi bence Elliota öyleydi ama benim için Lucas kadar etkileyici değildi çok güzel bir diziydi kısa ama öz olması da ayrı bir zevkti çeviren arkadaşa sonsuz teşekkürler

  • bu dizinin unutulmayacak harika 3. sezonunu biz izlettirdiğiniz için sonsuz teşekkürler. edebiyat fakültelerinde karşılaştırmalı edebiyat diye bir ders var sanırım. sinema bölümlerinde de SKAM Norveç 4. sezon ve SKAM France 3. sezon diye bir bir konu incelenmeli diye düşünüyorum. Harika bir bölümdü ve harika bir sezondu ve harika bir sondu. Lucas ve Elliot hiç unutulmayacak. Isak ve Even gibi. Bütün emeği geçenlere saygılar 🙏👋

  • skam’ın norveç versiyonu izlediğim ilk bl dizisi olduğu için hep farklı bir yeri vardı. aynı şekilde bu versiyonu da beni çok sardı. özellikle de lucas’a karşı ayrı bir zaafım oluştu bir günde. 🙂 emeği geçen herkesin eline sağlık..

  • Ne demişler birini seveceksen onu bütün yönleriyle, artılarıyla, eksileriyle seveceksin. Çünkü ancak o zaman buna gerçek bir sevgi/aşk diyebiliriz. Pazardan meyve ya da sebze almıyoruz ki, ölçüp tartıp koklayıp iyisini seçelim. Hepimiz kusurlarımızın ve kendimize has kusursuzluklarımızın bütünüyüz. Sözün özü insanız işte.

    Bu bölüm aslında bütün olumsuzluklara rağmen insan olabilmenin ne kadar özel bir şey olduğunu gösterdi bizlere. Sanırım Lucille’e bir özür borçluyum. Onun hakkında çok da iyi şeyler düşündüğüm söylenemez. Her insan gibi o da hatalar yaptı ama günün sonunda adil olabilmeyi başardı. Lucas ile konuştukları sahne favori sahnelerimden biriydi kesinlikle. Birine aşık olmakla bitmiyor hiçbir şey, aşık olmak gerçekten cesaret gerektiriyor.

    Lucille bu cesareti gösterebilmişti ve sonuçlarını da çok yakından tecrübe etmişti. Belkide bu yüzden kabullenemedi. Lucas’ı diğerleri gibi sandı, o yüzden çok hırçın kırıcı davrandı. Ne zorluklar yaşadı kimbilir, ne kadar acı çekti. Eliott’a aşık olmak onun için hiçbir zaman güllerle bezeli bir yol değildi. Ama gülleri koklayabilmenin diyeti dikenleri avuçlamaktan geçiyordu. Lucille bunca zaman o dikenleri tutmaya devam etti ta ki başka biri buna cesaret edene kadar. Öncekiler gibi de değildi Lucas. Kıskanmasına şaşmamalı. Kim kıskanmaz ki? Hikayenin ana karakteri sanarken kendini bir anda yan karaktere dönüşmek bu. Öncekiler diye bahsettiği insanlar gibi oluvermek. Bu gerçekle yüzleşmek herkesin harcı değil. Lucille bütün bu cümleleri söylemeyebilirdi de. Basit bir özürle durumun üzerini örtmeyi seçebilirdi ama yapmadı. Kendine ve Lucas’a karşı dürüst olmayı tercih etti. Sonrasında verdiği altın değerindeki öğütlere zaten diyecek sözüm yok. Eliott’u gerçekten düşündüğü ortada. Ayrıca bugüne kadar Eliott için yaptıklarının da birer özeti.

    Eliott kendi içinde karmakarışık bir düğüm. Olacakları Lucas’a anlatırken, ne kadar güçlü durmaya çalışırsa çalışsın gözleri bütün duygularını ele veriyor. Ve bütün bu cehennemi tasvir ederken Eliott’ın aslında nasıl bir başına olduğunu görüyoruz. Ailesi, arkadaşları, sevgilisi yolun yarısına kadar onunla yürüyebilirler ancak. Yol ayrımına geldiğinde ne yana dönerse dönsün artık yalnız yürüyecek. Çıkış kapısını bulana dek. Ne acı ki, o her tökezleyip düştüğünde Lucas uzaktan izlemek zorunda kalacak. Eliott sevdiği adama bunu yapamaz. Üstü kapalı da olsa Lucas’a vazgeçmesi için bir seçenek sunuyor bu yüzden. Ama dili dönmüyor “ayrılalım.” demeye. Sesi çatlayıp yaşlar gözlerinin kıyısına birikiyor. Bu kadar güzel hissettiği şeyi sonunda mahvedeceğini düşünüyor çünkü. Lucas ve ona dair her şey Eliott’un hazinesi. Ya o hazine bir gün parlamaz olursa… Bu düşünce insanı çıldırtmaya yeter.

    Neyseki Lucas sevmenin tam da böyle bir şey olduğunu biliyor artık. Olsun diyor. Ne olacaksa birlikte görelim. Sonuçta hayat kimseye mutlu olacağının garantisini vermedi. Bu biraz da bizim elimizde. Lucas evlerinin içine bir pencere yerleştirdi. Pencere bulundukları yeri aydınlatıyor ama şimdilik nereye açıldığı muamma. Bir cehenneme de manzara olabilir, uçsuz bucaksız bir denize de… Nasıl baktıklarına göre değişecek.

    Lucas’ın karakter gelişimini çok sevdim bu arada. Artık daha olgun ve ayakları yere basan biri oldu. Eliott’a doğru cümlelerle anlattı kendini. Eliott da ikna edilmeye dünden hazırdı aslında. Sadece bunu istemeye yüzü yoktu. Lucas’ın fikri onun için de yeni bir ışık oldu. Dakika dakika bu işin üstesinden gelecekler.

    Kalbimi bıraktığım bir diğer sahne duraktaki vedalaşma anıydı. Lucas’ın çocuksu bir tavırla Eliott’u tutuşu, ağlayışı o kadar dokunaklıydı ki. Çok şey yaşadılar ve özellikle Eliott kendini toplayana kadar zor günler atlattılar. Tam Eliott biraz daha iyiyken, Lucas’ın gözünün önünden kaybolacak olması tabii ki minik kirpiyi epey yaraladı. Sevgilisine doyamamıştı henüz, ona her an dokunacak mesafede olmaya alışmıştı. Dahası ne zaman ayrılsalar arkasından kötü bir şey gelmesi de ister istemez tedirgin ediyordu Lucas’ı. Bunun yanı sıra Eliott’ın biraz düşünmeye ihtiyacı vardı. Lucas’ın bir koltuktan ibaret odasına gelip çöreklenmişti. Adam akıllı yalnız bile kalamıyorken, Eliott’un kendi başına kalabilmesi olası bile değildi. Lucas’a gülerken dahi yüzündeki buruk ifade aslında hala kafasında bir şeyleri oturtamadığının göstergesi. Bence bir yanı Lucas ile olmaktan mutlu ancak bir yanı da hala onu hak etmediğini düşünüyordu. Belkide Lucas bunu içten içe hissettiği için gitmesin diye öyle sızlandı. Yeniden aklı karışır diye korktu. Kimbilir. Eliott bütün bunların farkında olarak o sihirli kelimeyi dilinin altından çıkardı. Bu Lucas’a güven duyduğunun ve işlerin eskisi gibi gitmeyeceğinin bir sözü gibiydi.

    Ve final sahnesi… Belkide buna final demek yanlış olacak. Her şeyin başladığı yerde, daha iyi bir şekilde devam ediyor her şey. Lucas yalnız başladığı bu yolculuğa artık yol arkadaşıyla birlikte devam edecek. Eliott onu yalnız bırakmayarak bunu kanıtlamış oldu. Ona borçlu olduğu dakikalar vardı zira. Mutlu oldukları anılar biriktirmek gelecek için endişe etmekten daha mantıklıydı. Eliott’un yüzünü ele geçiren o karamsar havanın nasıl da dağıldığını görebilirsiniz. İyi bir düşünce sürecinden sonra tabii ki varacağı nokta Lucas’ın yanı olacaktı. Bunu tahmin etmek güç değil. Eliott’un dönüp dolaşacağı yer her zaman Lucas’ın yanı olacak zaten, tıpkı Lucas’a olduğu gibi.

    Sonuçta her şey aşktır, aşktandır 😉

    Not: Diğer oyuncularda harikalardı ama ben Lucas ve Eliott dışında başka bir konuya çok girmek istemedim.
    Not: 4. sezonda hikayaleri devam etmesine rağmen açıkçası final boğazıma yumru gibi oturdu. Kafamı toplayıp da doğru düzgün bir şey yazamadım aslında. Kelimelerim buraya kadardı.

    Çeviri için çok ama çok teşekkürler. Emeklerinize sağlık. <3

    • Vallah yine harika bir yorum olmuş elinize emeğinize yüreğinize fikrinize sağlık bir de bir şey sormak istiyorum şimdi bu dizi de anladığım kadarıyla her sezon dizideki karakterlerin farlı aşk hikayelerini veriyorlar yani her sezon aynı karakterler ama farklı bir aşk hikayesi oluyor ama arkadaşları oluyor demek istediğim bundan sonraki sezonda da Lucas ve Elliot var yani

      • Evet az da olsa Lucas ve Eliott olacak 4.sezonda da. Hatta youtube deki resmi sayfaya eklenen 4. sezonun ikinci klibinde Lucas ve Eliott da var. ^^ Çok tatlılar.

        Ayrıca çok teşekkür ederim. ^^