19 comments

  • BÖLÜMÜ İZLEMEDEN YORUMUN OKUNMAMASINI ÖNERİRİM. BÖLÜMLE İLGİLİ SPOILER İÇERİYOR ÇÜNKÜ.

    8. bölümün bana sertçe çarpacağını biliyordum ama devirip geçeceğini de pek hesaba katmadım. Bölümün başı, korkulu bir rüyadan sonraki o rahatlama anı gibiydi.

    Öncelikle Lucas her ne kadar dayanamayıp kendini Eliott’un kollarına bıraksa da, durumu tam anlamıyla kafasında oturtabilmiş değil. Gittiğini düşünmesi zaten bunun apaçık göstergesi. Güven duymak istiyor ve Eliott’un onu kandırmasına ihtiyacı var. Eliott kulağa mantıklı gelen -Lucas için- bir açıklamayla gönlünü almayı başarıyor. Tam olarak yaşananların bir cevabı gibi değilse de Eliott’un sözlerine ben de inanıyorum. Çünkü yalan ya da durumun üzerini örtmek için uydurulmuş sözler olduğunu düşünmüyorum. Aslında Eliott’un korkularının bir yansıması bana göre.

    Eliott Lucas’ın bilmeden sarfettiği “delilik” ile ilgili kırıcı sözlerden sonra ne yapacağını gerçekten bilemedi. Lucas daha annesinin durumunu kabullenemezken onu bir de kendisiyle uğraşmak zorunda bırakmak tabiri caizse kendi pisliğinin içine çekmek istemedi. Onu her daim kabul eden Eliott’un deyimiyle “kontrolü altında tutuan” Lucille’e dönmek, sonuçta mantıklı görünüyordu. Bildiğin sularda yüzmek mi, boğulacağını bile bile okyanusa dalmak mı?

    Seçimini yaptı yapmasına ama hepimiz gördük olmadı. Mantık ve duygular karşı karışıya geldiğinde işler pek de ümit edildiği şekilde ilerlemiyor. Eliott karar verme sürecinin Lucas’ı tamamen kaybetmesine sebep olacağını hesaba katamadı. Ona ulaşmaya çalışsa da Lucas bütün iletişim yollarını kapamıştı çünkü. Eliott’un o noktada kafasına bir şeylerin dank ettiğini düşünüyorum. Bunları görmesek bile az çok Eliott’un hislerini anlayabiliyoruz. Sözün özü tercihini, sonucu ne olursa olsun diyerek Lucas’tan yana kullandı.

    Ve gerçekten aşırı tatlılıktan öleceklerdi bölümün başlarında. 😀 Bu arada omlet berbattı, Lucas’ın tadına baktıktan sonra lavaboya tükürüp ağzını çalkaladığı kısmı İnstagram hikayesinde paylaştı Eliott. Neyseki çocuğu zehirlemedi. 😀 😀 😀

    Gelelim duvardaki şahesere 😀 Gerçekten çok güzeldi. Duvardaki şekle öldüm gülmekten 😀 ahahaha Kızlar çok tatlı tepkiler veriyor. Daphne sen resmen bizi temsil ediyorsun. Kız adeta bir fangirl 😀
    Sonra o tatlı sahne geliyor tabii. Direkt Eliott’u sahiplenmesine mi yoksa arkasından sarılmasına mı düşsem bilemedim. Lucas sen aşıkken bir ayrı güzelsin. Gözleri nasıl da parlıyor mutlulukla.

    Tepkileriyle beni benden alan sadece kızlar değil elbette. Erkek grubunun efsane çığlıkları hala kulaklarımda çınlıyor. Bu nasıl bir sevinmektir arkadaş. 😀 Hepsi ayarsız bunların. Ama seviyorum hep destek tam destek tavırlarını. Böylece Lucas’ın da artık tamamen bu ilişkiye kendini bıraktığını görmüş oluyoruz. Eliott’u öpmek için fırsat kollaması gözümüzden kaçmadı. 😀 (Kaçıranlar için 6:01 dakikada) Maalesef Eliott’un gözünden kaçtı o an için ama sonrasında baya baya telafi etti. Giderken dönüp tekrar tekrar öpmesi softlukla zirve falandı herhalde. Orijinalde Lucille’in araması Isak’ı(Lucas) epey kuşkulandırıyordu ve Even’ın(Eliott) onu öpme girişimi bile yarım yamalak falan oluyordu. Bu versiyonu gerçekten sevdim. Lucas güvendiği zaman çabucak bırakıyor kendini. Bir öpücüğe tav olması aşırı tatlı. Resmen mutluluk sarhoşu. O uzaktan attığı öpücük beni de kalbimden vurdu itiraf ediyorum. 😀

    Eliott ilişkisi için çabalıyor. Özel bir şeyler yapmak istemesi, plan yapması aşırı tatlı ve romantik. Ağaç altındaki sahne huzur verici, renkler, gün ışığı… Her şey harika, umut verici bir atmosfer fakat sonrasında gelecekleri bilen biri olarak beni aşırı strese soktu. İzlemek istemiyorum sonraki gelecek klibi ama bir yandan da izlemek istiyorum. Bu ikilem arasında tef gibi gerildim kaldım. Sağ olsunlar klibi de baya baya geç yayınladılar. Beklemek hiç bu kadar zor olmamıştı.

    Bizi ilk önce güzel bir gecenin başlangıcı karşıladı. Hakikaten de Eliott’un dediği gibi Ta-da!
    Lucas nasıl mutlu oldu kıyamam. Kimsenin onun için böyle bir şey yapmadığını falan söylediğinde kalbim eridi gitti. Ne kadar özel hissettiğini bir düşünün. Peki sonra ne oldu? Of konuşmak bile istemiyorum. 🙁

    Lucas için hem en güzel hem de en şok edici geceydi sanırım.
    Eliott başlıyor konuşmaya… Aslında bu sıradan bir saçmalama değil. O anda Hipomani atağı geçiriyor.
    Üstünkörü biraz baktım bu hipomani atağının belirtileri neler?

    Çok konuşma, uyku gereksiniminde azalma olması, düşüncede hızlanma yani aynı anda birçok düşüncenin akla doluşması buna bağlı olarak da dikkatin kolayca bozulması. Konudan konuya atlamak vs. gibi. Amaca yönelik etkinlikle artış bu cinsellik olabilir kavga vs olabilir. Lucas da farkına varıyor bir şeylerin garip olduğunun ama üzerinde çok durmuyor. İzlerken acayip gerildim. Orijinal Skam da beni çok germişti burada da başardılar yani. Lucas’ın uyanıp Eliott’u yanıbaşında uyanık bulması falan tedirgin ediciydi.

    Sonra o ikonik sahne geliyor zaten. Eliott çırılçıplak çıkıp gidiyor. Burada Axel’i takdir ediyorum. Yine oyunculuğunu konuşturmuş. Lucas’ın o korkudan kafayı yemesini, o perperişan halini öyle güzel yansıtmış ki yine elimde olmadan gözlerim doldu. Ve sahne Lucille’nin. Yılaaaaan 😀 Kız karşımda olsa saçını başını yolarım yani o derece sevmiyorum. Tamam endişelendin. Tamam seviyor da olabilirsin ama bu sana kalkıp başkalarının hisleri konusunda ahkam kesme hakkını vermez. Eliott sadece bipolar duygularını aldırmış falan değil yani. Aptal desen hiç değil bir hevesin peşinden koşsun. Fakat Lucille sağ olsun Lucas bir süre için buna inanacak. Çünkü daha bipolar nedir onu bile tam olarak bilmiyor çocuk. Belkide onun için hiçbir şey ifade etmiyorum diye düşünecek. Of ki ne of!

    Eliott’a ayrı üzülüyorum, Lucas’a ayrı üzülüyorum. Bölüm sonu elim kalbimde kalakaldım yine. Neyseki her şey güzel olacak. Az daha sabır!
    Yazmak istediğim daha çok şey var aslında ama şimdilik bu kadar olsun. Çeviri için çok teşekkürler. <3

    • Bana yazacak bir şey bırakmamışsınız her kelimen-ize yürekten katılıyorum ellerinize emeğinize yüreğinize sağlık ben en çok Lucas için üzülüyorum çünkü onunda psikolojisi pek iyi sayılmaz yani sevgi eksikliği var onun için güvenmeye ihtiyaç duyuyor bence Elliot a da ayrı üzüldüm gencecik bir insanın böyle bir hastalık olması çok korkunç intihara kadar götüre biliyormuş neyse sizin yorumlarınızla mutlu biteceğini düşünerek rahat izliyorum

      çeviri için çok ama çok teşekkürler

      • Çok teşekkür ederim. ^.^ Ben de en çok Lucas’a üzülüyorum. Kendini aptal gibi hissediyordur eminim. Aslında onu hiç sevmemiş bir adamın peşine takıldığını, bir masala inandığını düşünüyor muhtemelen. Sadece gözlerinin biraz açılmaya ihtiyacı var. Beni asıl üzen kısım, Lucas’a böyle ahkam kesen Lucille’nin Eliott Lucas’ı sorduğunda neler zırvalayabileceği. İhtimaller can sıkıcı. Lucas’ın gözünden işlendiği için bunu hiçbir zaman bilemeyeceğiz ama tahmin etmesi zor değil. :/

    • Seninle şöyle oturup diziyi baştan sona kadar konuşasım var. Başka hangi dizileri böyle takip ediyorsun bide yaşın kaç merak ettim ben 19 bu arada diğer bölümlere ve bu bölüme yazdıklarına tamamiyle katılıyorum içimden geçenleri söylemişsin😂

      • 😀 😀 ahahaha insan tutamıyor kendini. Etrafımda anlatabileceğim pek kişi yok. İzleyen birileri daha iyi anlıyor çünkü.
        Bu ara çok dizi takip etmiyorum. Her diziye de oturup yazmam açıkçası ama Guardian ve Skam France beni acayip teşvik ediyor bir şeyler yazmam konusunda. Yaşım 25 bu arada :))

  • Bölüm çok güzeldileklerin emeyinize sağlık bazı arkadaşlar öyle güzel yorumluyorlarki bize söylemek bir şey kalmıyor buyüzden söylediklerine tamamen katılıyorum 💖💖💖

  • Sonunu bilsemde italya ve norveçcesinden oldukça farklı ve bu beni bu diziye daha çok bağlıyor. Konu aynı ama bulundukları mekanlar ve özellikle elliot’un oyunculuğu muazzam adam hastalığını ilk bölümden beri gizli gizli göstermiş ki bu çok zordur. Daha 2 bölüm var ama ben biteceği için üzülüyorum ya😵😵😵

  • Söylemeden geçemedim diziler de en nefret ettiğim Lucille gibi her şeye burnunu sokan bencil haddini bilmeyen karşısındaki insanın ne hissettiğine önemsemeyen sadece kendini düşünen karakterlerdir hangi hakla Lucasla öyle konuşur salak kız ya çocuk seni yardıma çağırdı doğru dürüst anlatsan olmuyor mu öyle konuşma hakkını nereden buluyor ay çok sinir oldum gerçekten şimdi korkarım salak kıza inanıp Elliotan uzak duracak o geri zekalı da Elliotu Lucasa karşı dolduracak ayrı kalacaklar böyle düşününce izlemek isteğim yok oluyor onları beraber görmek büyük bir keyif kesinlikle iki oyuncu da muhteşemler hele Lucası oynayan çocuğa bayıldım çok sevimli Fransızları soğuk bulurdum ama Axel bu ön yargımı değiştirdi sevimliliğine masum görünüşüne o güzelim gözlerine hayran kaldım

    Çeviri için tekrar tekrar teşekkürler

  • bu bölüm iyice belli oldu ki orijinal Norveç dizisini en iyi Fransızlar çekmişler. üstelik kendi özgün yorumlarını da katarak. Morfansub da çok güzel çevirip editlemiş. tenk you size 💕❤️

      • Olacağını söylemişler sanırım ama tam tarihi bilmiyorum. Baharda diye söylentiler dolanıyordu. Nisan’da mı olur Mayıs’ta mı pek emin değilim.

        • @Evrem umarım twitterın vardır lütfen varsa seni takip etmek istiyorum 😍😍 o nasıl bi anlatıştı tekrar yaşadım sanki.. Her detayı yakalamışsın 👏👏

          • Var ama bir şey paylaşmıyorum. Fake hesap misali sadece sevdiğim kişileri vs. takip etmek için açmıştım. 😀

            OylesineBiri
            @EvremBirce

  • oha lan . ağlamadım ama süper ve kötü bir bölümdü. Şu sondaki kız da adam nerden bilsin bipolar olduğunu. Sanki anlında yazıyor

  • kendimi lucas’a çok kaptırdım ya bir an önce kendimi durdurmalıyım yoksa hiç iyi yerlere gitmeyecek… çeviri için teşekkürler.