29 comments

  • Fazla harikalar diye düşünürken verdikleri mesajlar süper değilmi? bir insanı olduğu gibi sevmek zaman alır ve kimse kusursuz değildir..Kıyamam ya Elliot fazla güzel ağlaması kalbimi burktu! mutlu olun çocuklaar !

  • iki başrol oyuncunun da olayları hissederek yaşaması çok hoşuma gidiyor. bu bölüm de beni benden aldı.(özellikle de lucas.) çeviri için teşekkürler.

  • Yok artıkk dedirti tabiki norveç orjinalin bende yeri hep bir başka evın ve isak onlar birer muhteşemdi. ama lucas ve eliott tam bir şaheser gerçek anlamda bir duygu nasıl olurda bu kadar net insanın içine işleyerek ve bu kadar içindeymişçesine kendin yaşıyormuşçasına hissetirir bu gerçekten muazam bir an eliott un kız arkadaşının konuştuğu anda lucas la beraber suratına sert bir yumruk iyorsun bir anda lucas ın eliott’a yanlız değilsin diyip elini yüzünde gezdirdigi sırada avuçlarının sıcaklığını eliott gibi yüzünde hissede biliyorsun ahhh lucas ve eliott siz nasıl bir şeysiniz ve final geliyor keşke biraz daha uzun olsa ama nekadar kendilerine özgü orjinalden farklı ve muhteşem şeyler yapsalarda bölüm sayısı aynı olacak. NOT: unutmadan eliott un kız arkadaşın ismine hiç dikkat etmedim başladığından beri o yüzden ismini yazmadım yukarı orjinali norveçten biliyorum aşırı can sıkkıcı o karakter o yüzden bilmek te istemedim. Veee sıra emeği geçen herkese ve özellikle CANIM SAYIN ÇEVIRMENÌMEE çeviri için ÇOOOOKKKK TEŞEKKÜR EDERÌM SENÌ SEVÌYORUM MOR FANSUBBBB..❤❤❤❤❤❤❤💙💙💙💙💙💙🌼🌼🌼🌼🌼🌼🌼🌼❤❤💙💙🌼🌼🌼❤❤❤🌼🌼🌼🌼💙💙💙

  • Harika bir bölümdü Lucas’ın eski hatıralarını hatırladığı kısımda gözümden yaş geldi resmen ve youtube daki ep10 klibinde Eliott çok kötü görünüyordu ama umarım aralarındaki bütün problemler diğer bölümde düzelmiş olur ponçik kalbim artık mutlu Elu görmek istiyor ^^. Ayrıca son sahnede çalan mükemmel müziğin çevirisini elimden geldiğince yapmaya çalıştım dilerseniz şu linkten bakabilirsiniz: https://www.youtube.com/watch?v=iizTxXJCvgg

  • bunlar Türk dizisi gibi olsaydı keşke. Bir saat iki saat süper olurdu yaaaaaa of 22 dakika ne ya

  • Merhaba,bu bolum hakkindaki yorumlariniz da bahsettiginiz lucasin sali gunu mesaj gonderdigi ve carsamba gunu eliottun evinin onune gidisi,bu sahneleri bu bolumde goremedik😔

    • Her karakterin birer İnstagram hesabı var ve bazen o hesaplardan paylaşımlarda bulunuyorlar ya da iki karakterin mesajlaşma metni falan yayınlanabiliyor. Sahne yok yani. Biraz netten bakınırsan Lucas’ın attığı mesajı ve Storysini bulabilirsin. ^^

      Eğer karakterlerin İnstagram hesaplarını takip etmek istersen Lucas => lucallemant Eliott => srodulv
      Bölümde görmeyeceğiniz resimler hikayeler paylaşıyorlar çoğunlukla.

  • Sayın çevirmenlerimizin ellerine sağlık , beyniniz, gözleriniz dert görmesin…
    Bölüm efsaneydi yine, uzun uzadıya yorum yapmak için kabiliyetim yok maalesef. Anlatanlar süper yazmışlar, onları okumak da ayrı zevk. Özellikle @Evrem #Evrem 🙂
    Aynı arkadaşın hatırlattığı gibi bölüm başında bir klip eksik. Lucas ın ev arkadaşıyla yaptığı konuşma.
    Dikkatinize.
    Herkese sevgiler :)))))))))))

  • insanları olduğu gibi kabul etmek değiştirmeye çalışmamak yada sevdiğimiz insanları bizim istediğimiz gibi olmadıkları için yanlız bırakmak çok şey anlatan bi bölümdü lucas doğru yolu buldun sevdiği insanı olduğu gibi kabul edip sevmeyi 🙂
    emeğinize sağlık minnoşlar 🙂

  • Yine çok güzel bir bölümdü Lucasın arkadaş ortamı süper kesinlikle hata annesi Bipolar olan çocuğu bile bu bölüm Lucasa öğüt verdiği sahne de sevdim Yann dı sanırım haklı görünüşü tam bir aptal ama içinden zeki bir çocuk yine Lucasın annesiyle olan sahnesini de sevdim çok zarif bir kadın gerçekten dediğim gibi Lucasın babası yüzünden güven sorunu var o yüzden Elliotun onu bırakıp gitmeyeceğine inanmak istiyor ama şimdi çok farklı bir durum çıktı bununla başa çıkması kolay olmayacak son sahneye bayıldım zaten Lucasın koşması biraz abartılı geldi yani koşması değil aslında çok fazla şey geldi nasıl desem hareketleri fazlaydı ama son sahne mükemmeldi gerçekten iki oyuncu da yine döktürmüşler şimdi Lucas sorumluluğunu alacak ama dediğim gibi hiç kolay değil ikisi de daha çok genç Elliot hastalığın verdiği şeyleri farkında olmadan yapacak tamam Lucasta bütün hayatını ona göre programlamak zorunda kalacak hadi fiziksel bir hastalık olsa onun yapamadığı şeyler de yanında olup ellinden geldiğince yardım edersin ama Elliotun ki zihinsel nerede ne yapacağını nasıl davranacağını bilemezsin her zaman yanında da olamazsın kontrol de edemezsin yani sen de kafayı yersin şu an nasıl ne yapıyor diye düşünmekten Lucas daha kendi 17 yaşında bir çocuk yaptığı çok büyük bir şey hayran olmamak elde değil gerçekten bakalım final de neler olacak çeviri için sonsuz teşekkürler

    • Yorumunuza koşma kısmı dışında katılıyorum. Ayrıca söylediğiniz gibi Lucas gerçekten de büyük bir sorumluluğun altına giriyor. Sanırım bunun birini sevmenin insanı güçlü kılmasıyla ilgisi var. Sevgi birçok şeyin anahtarı.

      • Çok teşekkürler Beğendiğine çok sevindim Evet kesinlikle Lucasın sevgisi bam başka hem yaşının çok genç olması hem aile ortamı sorunlu bir çocuğun böyle bir sorumluluğu alması kesinlikle Lucasın Elliot a olan aşkının ve sevgisinin ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor zaten bilmiyorum bana koşması değil de tabi ki Elliot için korkan endişelenen Lucas deli gibi koşacak ama o sahne de bana bir şeyler oturmamış gibi geldi anlatamıyorum yoksa oyunculuklar mükemmel kesinlikle ben merak edip öteki Skam versiyonlarının videoları bazı bölümlerin sahnelerini filan izledim bunun kadar mükemmel oyuncular göremedim en iyi bu kesinlikle bir tek orginalindeki İsak ve Even fena değil en kötü versiyonu da İtalya olmuş bence

        • Bence de en iyi versiyon Skam France. <3 Bu arada fikrini değiştirmeye çalışmıyorum ama sadece bugün öğrendiğim bir bilgi paylaşmak istedim.
          O koşma sahnesini bir seferde almışlar ve Eliott'u bulduğu sahne ile kesmeden çekmişler. Ayrıca araba sahnesi gerçekmiş. Neredeyse gerçekten araba çarpacakmış 😀 Axel çok kaptırmış kendini vücudunun bütün limitlerini kullanmış o sahnede ve David (yönetmen ve sözler de ona ait bu arada) gerçekten kendini incitmesinden endişe etmiş. Kıyamam çok fazla emek veriyor hepsi ama Axel hakikaten varını yoğunu koyuyor ortaya bence. Detaylara girdikçe hepsine ayrı ayrı hayran kalıyorum.
          Bu da ekstra bir bilgi olsun. 😀

          • Verdiğiniz bilgiler için çok teşekkürler ben de bazı röportaj videolarını izlemiştim gerçekten ikisi de çok sevimli ve bir Fransız’dan beklenmeyecek kadar sıcaklar dediğim gibi Fransızlar bana hep soğuk gelmiştir ön yargı işte bir tane Fransızla tanışmıştım soğuk bir tipti o yüzden sanırım bütün Fransızlar öyledir diye düşündüm neyse o sahne için hayatını tehlikeye atması elbetteki üzücü ama bir taraftan da çok iyi bir oyuncu olmak istediğinin göstergesi ve hakkını da veriyor kesinlikle zaten umarım hak ettiği yerlere gelir o sahne kötü de demedim asla aksine mükemmel bir sahneydi ama bana bazı yerleri biraz abartılı geldi çocukcağız bu yazdığımı görse benden nefret ederdi kesin ben ölüyordum o sahne için bu ne diyor diye 🙂 🙂

  • BÖLÜM ÇOK GÜZELDİ SEZONUN EN GÜZEL BÖLÜMÜYDÜ. DUYGUYU GERÇEKTEN GEÇİRİYORLAR. O KADAR ETKİLENDİM Kİ BAĞIRARAK KOŞMA SAHNESİNDE BEN DE KOŞMAK İSTEDİM VE ELLİOT’U NEREDE BULACAĞINI BİLEN LUCAS KİLİSE SAHNESİ HER ŞEY MÜKEMMELDİ. CAPS LOCKU KAPATAMIYORUM HARİKA HARİKA

  • İnsan öğrenen bir varlık. Bu nefes aldığımız sürece asla son bulmayacak bir yolculuk. Gerek hayata dair gerek kendimize dair yeni şeyler keşfediyoruz durmadan.
    Lucas’ın yolculuğu da devam ediyor. Kendisiyle yüzleşti, insanlarla yüzleşti, Eliott’un hastalığıyla yüzleşti ve şimdi de kendi içinde debelenip duruyor. Sanki omuzladığı bütün o yüklerin artık bir anlamı yokmuş gibi dahası o yüklerin altında kalmış gibi hissediyor. Eliott hasta, Eliott onu sevemez, Eliott için geçici bir takıntı… Bunların hepsi birer zırvadan ibaret. Öyle çünkü bu kadar gerçekçi hissettiren bir şeyi Lucas’ın kendi başına yaşamış olması olanaksız, akıl dışı. Beyni de iki dikenli yol misali çatallanmış birbirine meydan okuyor.
    Örneğin, Votkasını içerken sevgilisi olmadığını çünkü Eliott’un bipolar olduğunu söyleyen dili, hemen sonra arkadaşına anlamadın herhalde sevgilim bipolar diyorum! diye kıvrılıyor bu kez.

    Lucas’ın atlatmaya çabaladığı aşk isterse litrelerce içsin yine de peşini bırakmayacak. Düşünmemek için ne kadar dağıtırsa dağıtsın, gözlerinin önünden Eliott’un yüzünü silip atamayacak. Sonuçta aşk bu. Lucas Eliott’a deli gözüyle bakıp kendini akıllı sanmasın. 😀 Aşık olduğuna göre o da yarı deli sayılır.

    Neyse ki Basile gibi aklı başında bir arkadaşa sahip 😀 Gerçekten bölümün kilit noktası Basile oluyor benim gözümde. Bir an da kahramana dönüşüyor. Eliott bipolarsa ne olmuş? İnsanlar yaşadıkça başına her şey gelebilir sonuçta. Bipolar ne ki? Hatta anlattıklarına bakarsanız Basile için Bipolar komik bir hastalık bile olabilir. 😀 Buradan şunu anlıyoruz belkide. Bir şeye ne kadar önem atfedersen, o şey o kadar büyük, geçilmez veya korkutucu olabilir. İnsan bazen kendi yoluna elleriyle düğüm atabilir, önündeki cevabı, bir adım atmaktan korktuğu için göremeyebilir. Lucas’ın yaptığı da bu. Lucille onu öyle güzel kandırdı ki, şüphe bile duymadı. Altını kurcalamadı.
    Ama artık biliyor. Yüzündeki minik gülümseme izlerken içimize su serpiyor.

    Ortak salondaki sahne güzel detaylarla dolu. Dizinin 9. bölümündeler, neredeyse bitti diyor Yann. Biliyoruz Yann yüzümüze vurmana gerek yoktu gerçekten. Bittiğini biliyoruz :/
    Lucas’ın bir başka yüzleşmesiyle daha karşı karşıyayız. Bu sefer ki hepsinden çetrefilli onun için çünkü anne figürü, hep sorunlu bir imajdı gözümüzde. Lucas temkinli cümlelerle başlıyor mesaja fakat sonra bir cesaret bütün gerçekleri ortaya döküyor. Arkadaki müzikle beraber kalbimizin ritmi de hızlanıyor tabii. Fakat korkulan olmuyor. Çünkü insan bütün engelleri kendi elleriyle diziyor önüne. Babası annesinin bu durumu kabullenmeyeceğine neredeyse emindi. Neden? Problemleri var diye. Aslında Lucas da bakış açısını değiştirene kadar babası gibi bakmıyor muydu? Eliott beni sevemez. Neden? Hasta olduğu için. Oysaki madalyonun iki yüzü var. Tek tarafına bakarak nereye kadar konuşabiliriz?

    Mesela müdür de tek açıdan bakan bir karakter. Yaşı itibariyle de jenerasyonun nabzını pek tutamadığı ortada. Ona göre basit, hatta zevksiz bir duvar resminin diğerleri için ne derece anlamlı olabileceğini akıl edemiyor maalesef. Lucas’ın savunması kalbimi bir parça kırıyor aslında çünkü kendisinin de söylediği gibi (internetteki mesajlaşmasından bahsediyorum.) Eliott’tan ona kalan son şey bu duvar resmi. İmane ikinci kahramanımız. Çok ama çok yerinde bir konuşmayla, biraz olsun müdürün gardını kırmayı başarıyor.

    Ve geliyoruz Cuma akşamına. Nasıl anlatabilirim bilemiyorum aslında. Öncelikle Eliott’un mesaj atmamasına çok sevindim. Çünkü maskesinin arkasına saklanan bir rakunun, saklandığı delikten öyle kolayca çıkması anlamsız olurdu. Eğer bulunmaya hazır hissetseydi, Salı günü Lucas ona mesaj attığına cevap verebilirdi ya da Çarşamba günü kapısının önünde gelip “leave a light on” şarkısını storyde paylaştığında ona koşabilirdi. Eliott hiçbirini yapmadı. Neden derseniz, sevdiği adam onunla iletişim kurmamasını istemişti ve Lucas’ın votkayla dağıttı gecenin stroyleri de ortadaydı. Sadece Eliott’un gözünden bakınca işler pek de güzel gözükmüyor. Reddedilmiş, bir kenara atılmış, unutulmuş…

    Yine de kapılarını tamamen kapatmadı. Lucas’ın önüne bir bariyer de o koyabilirdi. O demir kapıyı arkasından zincirleyedebilirdi ama zincir öylece asılı duruyordu. Kapı aralıktı. Belki de bir yanı hala hak etmediğini düşünmesine rağmen bulunmayı diliyordu.
    Lucas’ın, rahibin ne olursan ol yine gel temalı vaazı esnasında başlayan idrak anı, tüylerimi diken diken ediyor. Kiliseden koşarak çıktığı andan itibaren bende kayış kopuyor zaten. Remember me, remember me…. Müzik hala kulaklarımda. Lucas canını dişine takıp koşuyor adeta. Bütün kaslarını zorluyor, tek amacı Eliott’a ulaşmak, o zamana kadar dilinin altına ittiği kelimeleri söyleyebilmek için bir arabanın altında dahi kalabilir. Gözü hiçbir şeyi görmüyor.

    Bazen ışığı bulmak için tünelden çıkmak yerine ışığı tünele götürmek gerekebilir. Eliott’un karanlığına ışıkları açmaya geliyor Lucas. Kalbim çok kırık. Lucas’ı konuşurken Eliott’u çoğu zaman üstünkörü geçip gittik. Yine de içten içe Eliott’un daha fazla acı çektiğine inandım hep. Yüzünü bile kaldıramıyor Lucas yanına geldiğinde. Maskesi yok çünkü artık. Utanıyor, korkuyor belkide. Ne kadar berbat bir his olduğunu tahmin edemem. Lucas’ın yanında olabilmek için tonlarca ağırlığı sırtladı fakat yeterince güçlü değildi. Güçlü olmasına da gerek yok. Lucas yanında. Birlikte ne kadar zor olursa olsun üstesinden gelebilirler. Sonunda.

    Artık mutlu olsunlar istiyorum. Gözyaşına doyduk bence. Keşke Lucas’ın döktüğü gözyaşı kadar kelime yazabilsem buraya. Yine de yetmeyecek, karşılığını bulmayacak sanki. Özellikle bu bölümün son kısmına hangi kelimelerle değer biçebilirim? Bilmiyorum. Mükemmel, harika, duygu dolu… Her sıfat birbirini doğuracak ve bu satır asla son bulmayacak 😀 Ayrıca garip ama bu güzellik karşısında insanın susası geliyor.

    Evet bu benim susmuş halim 😀 😀 Her neyse finalde görüşmek üzere. Çeviri için çook teşekkürler. <3
    Not: Bölüm eksik bu arada. Başında bir klip daha olması gerekiyordu. Lucas'ın ve Mika'nın konuştuğu kısa bir sahne var. Haberiniz olsun.

  • Kalbim çıt, gözyaşım pıt. Skam’ın orjinalinden daha dokunaklı, daha içten bir versiyon. Bu versiyonun Türkçe çevirisini bulabileceğimi asla düşünmezdim cidden çeviri için çoook teşekkürler🥰